Aşk, kaybettiğinde ve bulduğunda üzüldüğün tek şeydir. Aşk, kimi zaman şıpsevdi cikletinden çıkan ufak kağıt, kimi zaman radyoda sonuna yatişilen çok sevdiğin bir şarkıdır. Aşk, bir insanı sevmekle başlayandır ve boşanmak için en az iki şahitin gerektiği. Aşk, bir erken didişme, sorgu sualdir. Aşk, en sevdiğin dizinin kaçırılan tek bölümüdür. Aşk, kulağını boş bir duvara dayadığında yükselen mistik ağıttır. Aşk, birini kendinden çok sevebilmektir. Aşk, upuzun bir vadide boynuna vuran ılık rüzgardır. Aşk, ne yaptığını bilememektir. Kumlara yazılmış sözcükler kadar kısacıktır aşk, gün gelir anlarsın ki bazı şeyleri daha ilk dalgayla yitirmişsindir. Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Aşk, uyandığında rüyanı yanıbaşında görebilmektir. Aşk, çok sevilen bir parçayı tek kulaklıktan paylaşıp dinlemektir. Aşk, Kadıköy'e kalkan son vapurun sesini duyup yanındakinden ayrılamamaktır. Aşk, sensindir, odur. Ve aşkı aşk yapan tek şey aşklaşılana duyulan saygıdır.
Bir de klasiklerden 45'lik plak:
çöle kıyısı olan kentlerin
limanları sıkıcı olur
kuş uçar gemi geçmez,
kervan zaman içinde.
böyle kentlerde insan
fırtına gibi sever,
sevdiği için ağlamayı.
hangi türküde sevmekten bahsedilse
ben hicaz olurum
elimi ıslatır elinin teri
ziyan olurum
seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
hangi türküde sevmekten bahsedilse
bu çölde ben
'şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor'da
bahsedilen şair olurum
30 Mayıs 2008 Cuma
Bir Gözyaşının Anatomisi
Ne sert kelimeymiş sus...
Meğer kurşun geçiriyormuş çelik yeleğim,
Su sızdıran bir boru gibi hani
Ne kadar sararsan yarasını
O kadar şişen
Bir ağır cümlenin yarasıymış
Bedenimi harabeye çeviren
Bir sus payı ağzıma,
Susar gibi yaparım
Ağlarım.
Meğer ne kadar
Susamış 'sus'a kirpiklerim.
S.D
Meğer kurşun geçiriyormuş çelik yeleğim,
Su sızdıran bir boru gibi hani
Ne kadar sararsan yarasını
O kadar şişen
Bir ağır cümlenin yarasıymış
Bedenimi harabeye çeviren
Bir sus payı ağzıma,
Susar gibi yaparım
Ağlarım.
Meğer ne kadar
Susamış 'sus'a kirpiklerim.
S.D
26 Mayıs 2008 Pazartesi
Hayat Güzelmiş
İyi akşamlar sayın seyirciler. İyidir herkes umarım. Dün bıraktığım pozisyonu yine aldım ve klavyeye gömdüm parmaklarımı. Yorucu ve sıkıcı bir gündü açıkçası. Okul safhasını zaten geçiyorum, parmak uçlarım çatlıyor şu anda. Bu bass gitarın tellerini biraz daha ince yapsalar ne olur yahu? Neyse konumuza dönelim. Neden bu kadar iki yüzlü insanlar? Gerçekten son günlerde en çok merak ettiğim konulardan birisi bu. Yahu neden benim yüzüme gülüp gidip arkamdan iş çeviriyorsun, bir derdin varsa gel yüzüme karşı söyle! Aslında onların bana bir kaç satır karalatabilmesi çok yazık bir durum. Kendime bile acıdım yani. Olsun, bu kadar aşağılıklığa, kendini bilmezliğe, terbiyesizliğe, ahlaksızlığa, iki yüzlülüğe, şerefsizliğe, onursuzluğa rağmen ben yine de "gururla bakıyorum dünyaya"!
Bir de siyah bayrak:
Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler
Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler,
Herkesi birbirine düşürüp, sinsice sevinenler
Ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar
Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar
Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler
Ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ibneler
Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı.
Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı
Yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki
Ulan şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!
Bir de siyah bayrak:
Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler
Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler,
Herkesi birbirine düşürüp, sinsice sevinenler
Ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar
Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar
Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler
Ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ibneler
Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı.
Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı
Yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki
Ulan şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!
6 Mayıs 2008 Salı
Karartmada Kaybolan Öksüz Savaş Çocukları
Sevsek de sevmeseler de, kahraman dememize hain ile cevap verseler de, insansa sonuçta ve en azından insanlık için biraz çabası varsa bu hayatta, hoşçakal demeliyiz elbet. 6 Mayısla beraber sadece bedenler asılmadıysa, yüreklerden de koparılan bir şeyler olduysa hoşçakal demeliyiz elbet. Vurup kıranlar ve ezilenleri ezmeye devam edenler eğer pişman oldularsa onlara da merhaba derim ben. İnanmışlıklarının ve davalarının uğruna asimile olmuş olanlara da merhaba derim, korkanlara da eğer insanlarsa… 36 yıl geçmişse üstünden ve hala cümlelerin öznesi konumunda yer alıyorsa bu 'çocuk'lar, merhaba derim elbet. Kullanılmışlığın ve zülmün karşısında duranlar hala anılıyorsa, anılanlar haksızlığa uğramışsa bir de, 'yazıklar olsun'u asla esirgemem, uğramamışsa da! Dökülen bu kadar kana rağmen hala yaşanmıyorsa kardeşçe, kardeşler de kan döküyorsa hala hiç susamam karşılarında. Eğer hala bir yasa beşikle bir darağıcını aynı ağaçtan var edebiliyorsa söverim buna boyun eğebilen insanlığa! Eğer hala sokaklarda yürüyen genç militanlar bir kurşun bile değilse doğrunun mavzerine, karartmayı bekliyorsa yeni kuşaklar sokağa çıkmak adına, ve hala 80 kuşağı 'bir şey bulduğunda neyi ne yapacağını bilmeyen öksüz savaş çocukları' gibiyse, yargılanmışsa 'çocuk' dediğimiz bu koca adamlar tarihle ve o günün takvim yaprağı 6 Mayıs 1972'yi gösteriyorsa, derim elbet hoşçakal…Hoşçakalın 'çocuk'lar…
Son bir satır, bu günün hatrına:
el tetikte kulak kirişte
ve sırtımız toprağa emanet
baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
deniz çok uzaktaydı
ve dokunuyordu yalnızlık
Erman Ciğer'in bir yazısının üzerine üç beş katkı ile.
Son bir satır, bu günün hatrına:
el tetikte kulak kirişte
ve sırtımız toprağa emanet
baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
deniz çok uzaktaydı
ve dokunuyordu yalnızlık
Erman Ciğer'in bir yazısının üzerine üç beş katkı ile.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)