16 Temmuz 2008 Çarşamba
Hayata Tutunmak
karatma başlayacak birazdan.
savaş çocukları,
öksüz.
ölüler,
birazdan canlanıp giderler.
zordur hayat zor,
bir merminin ucuna bakar.
intihardan bile ağırdır kaygısı
başkasının eliyle ölmenin.
S.D
24 Haziran 2008 Salı
Hesap Sorulur Bir Gün
Ülkeme yakışmıyor trajediler
Ananadolu barındıramaz yoz kafaları
Kitaplar yakılamaz ey efendiler
Söylemeli insan insan
Yapar onu bu kavram
Sindirmekle olmaz özgürlük rüzgarını
Hakim savcı amca açın kapıları
Bırakın düşünen insanları
Sınırını çizmezsiniz
Insanlığın beynini
Atamazsınız bir hayvan gibi kafese
Sorgular sizi tüm tarih ve tüm bilim
Hesap verir bir gün
Halkın önünde halkın önünde
Hakim savcı amca açın kapıları
Bırakın düşünen insanları
Zincire vuramazsınız
Kafanızın dışındaki herşeyi
Onursuz yapamazsınız
Doğanın en muhteşem bedenini
Hesap verir bir gün
Halkın önünde halkın önünde
Hakim savcı amca açın kapıları
Bırakın düşünen insanları
*Çok yakında görüşmek üzere.
3 Haziran 2008 Salı
Savaşmakla Yenilmek Aynı Şey
Bana en çok göz yaşı döktüren dörtlüğüyle:
şüphe eden biziz, inanan biz,
ihtimaller ve korkular bizim içindir
hasret bizim için.
ve hatta biziz ağlayan ve gülen.
yüreklerimize bühtan etmeyelim,
sevmekten gayrı şey bilmez yüreklerimiz.
gözümün nuru canım sultanım
sizi seviyorum,
piraye hanım
sizi seviyorum.
İyi ki doğdun Nazım Yiğit Erdoğan, iyi ki doğdun Baba.
30 Mayıs 2008 Cuma
Aşk Adına
Bir de klasiklerden 45'lik plak:
çöle kıyısı olan kentlerin
limanları sıkıcı olur
kuş uçar gemi geçmez,
kervan zaman içinde.
böyle kentlerde insan
fırtına gibi sever,
sevdiği için ağlamayı.
hangi türküde sevmekten bahsedilse
ben hicaz olurum
elimi ıslatır elinin teri
ziyan olurum
seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
hangi türküde sevmekten bahsedilse
bu çölde ben
'şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor'da
bahsedilen şair olurum
Bir Gözyaşının Anatomisi
Meğer kurşun geçiriyormuş çelik yeleğim,
Su sızdıran bir boru gibi hani
Ne kadar sararsan yarasını
O kadar şişen
Bir ağır cümlenin yarasıymış
Bedenimi harabeye çeviren
Bir sus payı ağzıma,
Susar gibi yaparım
Ağlarım.
Meğer ne kadar
Susamış 'sus'a kirpiklerim.
S.D
26 Mayıs 2008 Pazartesi
Hayat Güzelmiş
Bir de siyah bayrak:
Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler
Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler,
Herkesi birbirine düşürüp, sinsice sevinenler
Ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar
Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar
Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler
Ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ibneler
Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı.
Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı
Yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki
Ulan şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!
6 Mayıs 2008 Salı
Karartmada Kaybolan Öksüz Savaş Çocukları
Son bir satır, bu günün hatrına:
el tetikte kulak kirişte
ve sırtımız toprağa emanet
baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
deniz çok uzaktaydı
ve dokunuyordu yalnızlık
Erman Ciğer'in bir yazısının üzerine üç beş katkı ile.
24 Nisan 2008 Perşembe
Bir Aşkla Birlikte Büyümek
Karalayayım son satırı da:
bana zamandan söz ediyorlar
gelip size zamandan söz ederler
yaraları nasıl sardığından,
ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.
zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
hepsini bilirsiniz zaten,
bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
dahası onlar da bilirler.
ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler
öyle düşünürler.
bittiğine kendini inandirmak,
ayrılığın gerçeğine katlanmak,
sırtınızdaki hançeri çıkartmak,
yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak
kolay değildir elbet.
kolay değildir
bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek.
zaman alır.
16 Nisan 2008 Çarşamba
Ölümü Yaşamak
Ama ortada bir sevgi varsa, işte bu da son söz:
gündür geçer gider
belki bir şey kalmaz sanırsın
yani bir sabah uyandığında
ne hayatın tortusu
ne kokusu alışılmışlığın
her şey başka olacaktır
başka bir otobüs, başka bir gazete
resimlerden silinecek yüzün belki de
ne adın, ne sanın
bir şafak vakti açınca gözlerini bir merhabaya
yeniden kurulacak dünya
ve sen her şafak
tan gibi aklımdasın
zannetmeki ölmek zor;
ölmek kolay kolay da
kan gibi aklımdasın
13 Nisan 2008 Pazar
Hayata Bir Körün Gözlüklerinden Bakmak
Son olarak bir kaç satır tabi ki:
çok yoksun kaldığımız oldu
ama çok şükür hiç yoksul olmadık
alabileceklerimizin sayısı bulabildiklerimizden
birazcık da olsa fazlaydı canım
yani şehirde her daim limon olsa
niye almayaydık
9 Nisan 2008 Çarşamba
Pelin Otu Kıvamında Sevişmelik Dilimler
Son sözü de karalamadan olmaz tabi:
bir meyhaneye giderim sonra
mesela havana’ya.
bir marmara isterim, bir votka
babam yasindaki adamlardan cigarami yakarim
senin adresini yakarim, bendeki varligini..
erkegin biri anirir pikaptan
«kadina kanma» sarkisini.
sarkinin pilagi
pilak param-parça avcumda
ne kitabi kalir, ne dini
sen bana bakma emi..
8 Nisan 2008 Salı
Kültür Bakanlığında Çalışan Fahişe Kadın
Epey olmuş saat. Yarına daha çok var. Sabah olsa da uyusam. Bütün ışıkları söndürmüş, ay parıldıyor, yıldızlar dans ediyor; ne de güzel, afferim Tanrı'ya. Malum video sitesinde sörf durumları yine, arada devrilerek. İşim gücüm bitmiş, artık kendime ayırmam gereken vakitlerdeyim yani. Bir de kahve yaptım; unutuyorum gerçi arada, soğuyor, gidip tekrar yapıyorum! Bir haftalık bir videoya takılıyorum, kurtulamıyorum! Karının biri aptal kutusundan bas bas bağırıyor beni çoban şey etti diye. Beni şey eden çobanla oyum nasıl bir olur diye. Ulan "ben bakireyim" diye ortada dolaşan sen değil miydin günler öncesinde? Vay anasını! Kültür abidesiymiş kendisi, baksana Türkiye'nin en önemli televizyon kanallarından birinde programı var, at koşturuyor ordan oraya, herkese vermeye gidiyor; çobandan kasaba, kasaptan bakkala! Hiç birine borcu yok! Şaştığım nokta böyle insanların kültürlü diye karşımıza dikilmesi. Kültür için öncelikle bir dünya görüşü lazımdır hoş bayan (ayrıca soğuk bir şeyler içelim mi?) ! Gerçi bir ülkenin kültür bakanı u dönüşünde elektronik denetleme sistemine yakalanmamış bir insan olursa olacağı budur (Sol 2 İslamcı Sağ). Kültür bakanlığında çalışan fahişe kadından hem ay hem güneş içerikli ismi olan hanıma bir şiir.
Y.E da bunu yazmasa olmazmış yani:
ve aradan yıllaaaaar yıllaaar geçiyor...
derken uyanıyor yedi'den biri
hassiktir diyor amma uyumuşum be...
çıkıyor kahvaltılık birşeyler almaya dönmüyor fakat...
ve derler ki altı keriz uyumaktadır hala
ege'de turistik bir mağarada...
7 Nisan 2008 Pazartesi
İnsanın İnsan Olduğu İçin Sevilmediği Bir Ülkede İnsan Olmak
Son söz olarak bir şeyler yazmayı oldum olası sevdim zaten:
hesap verilir bir gün halkın önünde
Sahip çıkalım, hepimizin bu ülke. Biz gençler -aynı veya farklı- ideolojilerini sağlam tuttuğu sürece güzel günler yaşarız. Biz yaşayacağız burda başka kimse değil. Barış içinde, kardeşçe! Sağlıcakla.
Sevilmeyen Bir Müzisyen ve Müziği
Ve son bir kaç satır :
suç oldu suç üstüne
her şarkım her yazım
vuruştum türkülerle
kanla beslendi sazım
6 Nisan 2008 Pazar
İlaçlama Aracının Arkasından Koşan Sinek
Söylemek zorunda kalmamak adına:
cop gibi bir oglan ipince
hayirsizin biriydi fikrimce
ne vakit karsimda gorsem
oldurecegimden korkardim
felaketim olurdu aglardim