8 Nisan 2008 Salı

Kültür Bakanlığında Çalışan Fahişe Kadın

Epey olmuş saat. Yarına daha çok var. Sabah olsa da uyusam. Bütün ışıkları söndürmüş, ay parıldıyor, yıldızlar dans ediyor; ne de güzel, afferim Tanrı'ya. Malum video sitesinde sörf durumları yine, arada devrilerek. İşim gücüm bitmiş, artık kendime ayırmam gereken vakitlerdeyim yani. Bir de kahve yaptım; unutuyorum gerçi arada, soğuyor, gidip tekrar yapıyorum! Bir haftalık bir videoya takılıyorum, kurtulamıyorum! Karının biri aptal kutusundan bas bas bağırıyor beni çoban şey etti diye. Beni şey eden çobanla oyum nasıl bir olur diye. Ulan "ben bakireyim" diye ortada dolaşan sen değil miydin günler öncesinde? Vay anasını! Kültür abidesiymiş kendisi, baksana Türkiye'nin en önemli televizyon kanallarından birinde programı var, at koşturuyor ordan oraya, herkese vermeye gidiyor; çobandan kasaba, kasaptan bakkala! Hiç birine borcu yok! Şaştığım nokta böyle insanların kültürlü diye karşımıza dikilmesi. Kültür için öncelikle bir dünya görüşü lazımdır hoş bayan (ayrıca soğuk bir şeyler içelim mi?) ! Gerçi bir ülkenin kültür bakanı u dönüşünde elektronik denetleme sistemine yakalanmamış bir insan olursa olacağı budur (Sol 2 İslamcı Sağ). Kültür bakanlığında çalışan fahişe kadından hem ay hem güneş içerikli ismi olan hanıma bir şiir.

Y.E da bunu yazmasa olmazmış yani:

ve aradan yıllaaaaar yıllaaar geçiyor...
derken uyanıyor yedi'den biri
hassiktir diyor amma uyumuşum be...
çıkıyor kahvaltılık birşeyler almaya dönmüyor fakat...
ve derler ki altı keriz uyumaktadır hala
ege'de turistik bir mağarada...