7 Nisan 2008 Pazartesi

İnsanın İnsan Olduğu İçin Sevilmediği Bir Ülkede İnsan Olmak

Bahsedeceğim ülke belki tanıdık, belki çok uzak bir yer. Çok eskilere gider bunu tarihi, birlikte savaşıp düşman olan toplumlara, ırklara.Irk kelimesinin dilden dile dolaştığı yıllara belki. Hatta tam olarak ırk kelimesinin ortaya atılmasıyla, kafatası yapısının incelenmesiyle başlamıştır bu olay.Bahsettiğim olay şu : İnsan olduğun için sevilmemek, bazen ideolojin yüzünden, bazen dinin yüzünden, bazen dilin yüzünden sevilmek.İnsanlar kendine yakın gördüğü insanları tutar. Bu gayet doğaldır. Ama kendine yakın görmediği insanları da dışlamasında bir gariplik yok mu? Şimdi "Nerden aklına geldi bu olay da oturup üşenmeden yazdın kardeşim!" diyenler olacaktır elbet. Şöyle anlatayım,bugün otobüse bindim, gerçekten huzur bulmadığım tek araçtır, gürültü vs. , gencin bir tanesi telefonu açtı, tanıdık olmayan bir dille bir şeyler konuşmaya başladı,Arapça konuşuyordu. Yanında da kadının birisi ayakta bekliyordu. Telefonu kapattıktan sonra kalktı kadına yer vermek içinkadın "Otur, ben senin verdiğin yere oturmam!" dedi. Hafif gergin bir teyzemiz olduğu belliydi zaten yüzünden. Ama bu kadar da değişmiş bir toplum olamayacağımızı düşündüm. Bütun ırklar birbirinden çok kopuk da olsa çok yakın da olsa kardeş değil miydi daha şuncacık yıl önceye kadar? Ne oldu ki bize bu kadar? Kanımızı çeken birileri var. Gerçekten hepimizi acımasız insanlar yapan. Bizi , insanları mehzeplerine, ırklarına, ideolojilerine göre sınıflandırabilecekkadar acımasız bir toplum yapan bir güç kuvvet var. İnanılmaz bir içten bölünmüşlüğümüz. Yüzbinler sokakta "Yaşasın Halkların Kardeşliği!" diye yürürken,kimisi kürsüden "Al sana ip!" diye bağırır oldu, kimisi "Hepsini toptan keselim!" der oldu. Garip bir milletiz, halkız. Her yere salmışız kökümüzü, hepsinden farklı çiçek türemiş, seçebildiğince yaban otlarının arasında. Bu kadar bölünmüşlük zamanla insanın insana olan saygısını da yitirtiyor. Bizim onbinlerce insanımız "insan öldü!" diye değil "Ermeni bir gazeteci öldürüldü!" diye yürüdü sokaklarda. Kendi kendini gaza getiren bir milletiz, demiş ya, "avuçla su içmeyi marifet biliriz, yenilmeyi bir de kendi sahamızda...". Ben 2007 dönemi mezunuyum, benim dönemimde bile insanı ırklarına göre sınıflandıran mankafalı insanlar vardı. Değiştirdik değiştirebildiklerimizi. Her şey çok çabuk değişiveriyor arkadaşlar,bu ülkede yaşamak git gide zorlaşıyor. Gerçekten okumamız gerek hepimizin. Yoksa bu ülkede bu şekilde insan olmak git gide zorlaşıyor. Baksanıza "Türbanlı"ların haklarını savunmaya çalışıyorlar, peki bundan 2 yıl sonra"Türbansız"ların haklarını kim savunacak? İnsan insan olduğu için var arkadaşlar, karaladığım iki satır şeyden kendine ders çıkarabilen varsa inanın acayip mutlu oldum, bu konuda sizlerin de biraz düşünmesini istiyorum, gerçekten oportunizme bulaşmak üzere olan arkadaşlarımızın mevcut olduğuna inanıyorum. Ve herkesin herkese kazandırabileceği bir şeyler var.Lütfen esirgemeyelim düşüncelerimizi birbirimizden. Ve lütfen, başlığın içinde 3 tane insan kelimesi geçiyor, insan gibi, tartışmadan, herkesin fikirlerine saygı duyarak paylaşalım bunları.Hangi ülkeden bahsediyorum? Türkiye'den mi? Başka bir yerden mi? Ya da kafaların kalınlaştığı bütün ülkelerden mi? Her gün onlarca kafanın uçtuğu bir başka ülkeden mi? Yoksa?

Son söz olarak bir şeyler yazmayı oldum olası sevdim zaten:

hesap verilir bir gün halkın önünde

Sahip çıkalım, hepimizin bu ülke. Biz gençler -aynı veya farklı- ideolojilerini sağlam tuttuğu sürece güzel günler yaşarız. Biz yaşayacağız burda başka kimse değil. Barış içinde, kardeşçe! Sağlıcakla.

Sevilmeyen Bir Müzisyen ve Müziği

Saat sabahın beşi. Anıl, Erman, Ben. İçmişiz bu saate kadar. Kahve taym şu an. Ve vazgeçilmez olanlar: Siyaset, Aşk ve Devrim! Bilgisayar kulağımıza bir kaç parça fısıldıyor. Aynı sofra, aynı insanlar, aynı parçalar: Farklı tad! Müzik ile ideolojiyi ayırmayı ortaokul sekizde öğrendim. Malum şahsı dinlediği için garip bakıyordum elemanın birine. Vakitle ayıp ettiğimi anladım, çok geç olmadı merak etmeyin! Bir müzisyenin müziği sevilmezse neyi sevilir? Veya bir müzisyen sadece ideolojisi için dinlenir mi? Ortak cevap bu masada hayır galiba. Emin miyiz? Evet! Kaç parça döndü kim bilir! O.G bile dinledik, L.S bile. Ortak tatlarımız var belki. Üç farklı ideoloji! Aynı müzik! Aynı müzisyen. Kırılan yok, bozulan hiç! Y.E'dan bir gönderimiz var müzik ile ideolojiyi karıştıranlara: "Acil Şifalar"! Müzik her yerde müzik, insan her yerde insan!

Ve son bir kaç satır :

suç oldu suç üstüne
her şarkım her yazım
vuruştum türkülerle
kanla beslendi sazım