Sevsek de sevmeseler de, kahraman dememize hain ile cevap verseler de, insansa sonuçta ve en azından insanlık için biraz çabası varsa bu hayatta, hoşçakal demeliyiz elbet. 6 Mayısla beraber sadece bedenler asılmadıysa, yüreklerden de koparılan bir şeyler olduysa hoşçakal demeliyiz elbet. Vurup kıranlar ve ezilenleri ezmeye devam edenler eğer pişman oldularsa onlara da merhaba derim ben. İnanmışlıklarının ve davalarının uğruna asimile olmuş olanlara da merhaba derim, korkanlara da eğer insanlarsa… 36 yıl geçmişse üstünden ve hala cümlelerin öznesi konumunda yer alıyorsa bu 'çocuk'lar, merhaba derim elbet. Kullanılmışlığın ve zülmün karşısında duranlar hala anılıyorsa, anılanlar haksızlığa uğramışsa bir de, 'yazıklar olsun'u asla esirgemem, uğramamışsa da! Dökülen bu kadar kana rağmen hala yaşanmıyorsa kardeşçe, kardeşler de kan döküyorsa hala hiç susamam karşılarında. Eğer hala bir yasa beşikle bir darağıcını aynı ağaçtan var edebiliyorsa söverim buna boyun eğebilen insanlığa! Eğer hala sokaklarda yürüyen genç militanlar bir kurşun bile değilse doğrunun mavzerine, karartmayı bekliyorsa yeni kuşaklar sokağa çıkmak adına, ve hala 80 kuşağı 'bir şey bulduğunda neyi ne yapacağını bilmeyen öksüz savaş çocukları' gibiyse, yargılanmışsa 'çocuk' dediğimiz bu koca adamlar tarihle ve o günün takvim yaprağı 6 Mayıs 1972'yi gösteriyorsa, derim elbet hoşçakal…Hoşçakalın 'çocuk'lar…
Son bir satır, bu günün hatrına:
el tetikte kulak kirişte
ve sırtımız toprağa emanet
baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
deniz çok uzaktaydı
ve dokunuyordu yalnızlık
Erman Ciğer'in bir yazısının üzerine üç beş katkı ile.
6 Mayıs 2008 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)