3 Haziran 2008 Salı

Savaşmakla Yenilmek Aynı Şey

Merhabalar. "Neden sevdiğimiz herkesi yitiriyoruz?" sorusunu düşündüm tüm gün. Sonra aklıma farklı bir soru geldi: "Neden yitirdiğimiz insanları daha çok seviyoruz?". İnsanlar anlayamıyor, anlayamıyoruz bir şeylerin değerini yitirmeden, yitirtmeden! Ve öyle bir hale getiriyoruz ki bu "sevgi seli"ni, ardında kalanlarla sevilmiş oluyor yitirilen. Saygı duyduğum bir insanı kaybettiğim gün bugün, "usta"yı. Hep anlamlı bulduğum beş nadir insandan biri. Bugün biraz onu okudum, eski sevdiğim şiirlerini. Anlamaya çalıştım onu. "Sevgi"yi gördüm. Gözlerinin ardında parıldayan o küskün kederi. Bir insanın sevgiye nasıl beş numara miyop gözlükle dibine girerek baktığını. Çok iyi tanımasına, bilmesine rağmen daha iyi anlatabilmek için "sev" kökünden çıkardığı sözcükleri yeniden gördüm. Bir insanın sevdiği kadına "seni seviyorum" yerine "sizi seviyorum" diyebilmesi yeniden tüylerimi diken diken etti. Şanslı kadınmış "Piraye Hanım". "Usta" da az çapkın değilmiş aslında, bir o, bir öbürü... Gönül bu canım, neyse! Aşk adamı nihayetinde! Nice gözyaşı döktüğümüz şarkıların gizli kahramanı olduğunu öğrendim üç dört yıl önce, üzüldüm açıkçası geç öğrendiğime... Mesala O.A - "Seviyorum Seni"! Ne güzel şarkıdır değil mi... Oysa güzelliği sınırlı değil duyduğunuz kadarıyla. "Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi. İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık, içimde kımıldayan birşeyler gibi. Seviyorum seni. Yaşıyoruz çok şükür der gibi.". İlk vakit bunu telefonda okumuştum, sevdiğim biri göndermişti, sevgilim. Nadir sözlerde tüylerim diken diken olur, nadir sözlerde gözlerim dolar. İşte öyle bir şey. Bir de işin öbür boyutu var, gelelim ona. Nasıl bir ülkeyiz biz? Vatanı için bunca şey yapan bir insana nasıl vatan haini diyebiliriz? Hadi diyoruz nasıl Çanakkale Şehitlerini Anma Günü'nü onun sözleriyle anabiliriz. "Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala!", etsin. Kader ortakları var bir de "Usta"nın, önceki yazılarımda bahsetmiştim, hiç değinmeyeyim. Ne desem boş zaten. Kızdığımla kalıyorum, hicaz oluyorum her "hain" kelimesini duyduğumda artık. İçimden dörtlüklerini geçiriyorum, ucu bucağı olmayan dörtlükleri, hapishane dörtlüklerini! Bir insandan "şiir yazdı" diye çalınan yılların dörtlüklerini. Hapishaneye düşecek olana öğütleri vardır onun, okuyunuz-okutunuz. Yakındır, ihtiyaç olabilir. Saygılarla "Usta". Yaz yaz bitmez bu blog senin hakkında. Biliyorum takvim yapraklar kopup kopup bu günü gösterdiğinde ruhları susuyor martıların, kayalıklardaki mezar taşlarından birden bir gürültüdür kopuyor! Biliyorum "Usta". Biliyorum Nazım Hikmet Ran, Haziran'da ölmek zor...

Bana en çok göz yaşı döktüren dörtlüğüyle:

şüphe eden biziz, inanan biz,
ihtimaller ve korkular bizim içindir
hasret bizim için.
ve hatta biziz ağlayan ve gülen.
yüreklerimize bühtan etmeyelim,
sevmekten gayrı şey bilmez yüreklerimiz.
gözümün nuru canım sultanım
sizi seviyorum,
piraye hanım
sizi seviyorum.


İyi ki doğdun Nazım Yiğit Erdoğan, iyi ki doğdun Baba.