Günlerden pazar. En sevmediğim. Lanet haftanın sona erdiğini buraya yazabilmeye vakit ayırmamdan anlamış olmalısınız. Ukusuz 4 gece... Dün gece pis sitem ettim hayata. Harbiden ekosistemde hayatla benim aramdaki ilişki çeşidi yok: "Karşılıklı zarar"! Sabaha karşıydı dün, garip bir topuk sesi geliyordu ıslak asfalttan, sanki faytonlar geçiyordu, kurbağa bakışların! Ve "her zaman dokunur bana bu nal sesleri". Maddi sıkıntılardan dolayı cinsiyet değiştiren bir ablamız(?) ve ayakları birlikte takılıyorlar, bir de topuklu var ki ayağında sormayın. Tak tuk seslerini o çıkarıyormuş meğer. Yürürken sağa sola herkese laf atıyor, bağırıyor, dünyaya sövüyor, çemkiriyor. "Olur mu böyle Hasan?"! Yanına sokulup "Hayrola yahu ne oluyor?" demeyi çok istedim de tırsmadım dersem yalan olur. Ama aynen söylediklerine katıldım arkadaşın, "yalan dünya", "körpe dünya", hudutsuzca küfür "dünya"! Ne olur dünya biraz daha adil olsa ki? İstediğim çok bir şey değil ki! Ne var Muazzez Abla hüzünleri evde bırakmayıp yanına alsa, içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulansa... Evinin yolu Teoman'ı unutmasa... Emre Aydın'dan adam olsa mesala... Athena'ya trip yapmasalar falan... Hatta vefasız bir kalbe saplanmasa da, Haluk da kalbini çıkarıp atmasa! Çok mu?
Son olarak bir kaç satır tabi ki:
çok yoksun kaldığımız oldu
ama çok şükür hiç yoksul olmadık
alabileceklerimizin sayısı bulabildiklerimizden
birazcık da olsa fazlaydı canım
yani şehirde her daim limon olsa
niye almayaydık